Seçimlerde yeniden Milletvekili adayı olmayan Kaya, “Türk Milleti'ne mensubiyeti, sosyolojik bir olgu olmasının ötesinde, bir heyecan kaynağı da görenleri; tek adam rejimi ve parti devletine karşı millet egemenliğini savunmayı bu bağlılık ve heyecanın temel rüknü sayanları; insan hak ve hürriyetleri ile hukukun üstünlüğüne inananları; demokratik-laik cumhuriyetin tarihsel kazanımlarını muhafaza etmeyi önemseyenleri -böyle davranmakla Türklüğün bekasına gerçekten hizmet edilmiş olacağını bilerek- AKP'ye ve onun cumhurbaşkanı adayına oy vermemeye ve bunun için çalışmaya davet ediyorum. Ben öyle yapacağım” dedi.

TABUTA SON ÇİVİ ÇAKILAMAZ

Kaya, “Vekilinden asil Türk milletine arz-ı hal” başlıklı bir açıklama yaptı ve şunları söyledi:

24 Haziran'da, 16 Nisan 2017 referandumunun devamı niteliğinde olan, bir seçim yaşayacağız. Bu seçim; millet egemenliğine, hukukun üstünlüğüne, kuvvetler ayrılığına, demokrasiye, laikliğe ve Cumhuriyet'in tarihsel kazanımlarına inanan ve bağlılık hissedenler açısından, ‘Atı alanın Üsküdar'ı geçtiği' bir referandumla her şeyin bitmediğini göstermenin bir imkânı olarak değerlendirilmelidir.

Referandum sürecinde, ülkücü tavır çatısı altında, geçmişte Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış arkadaşlarımla birlikte, Tayyip Erdoğan'ın şahsında temsil edilen ‘Tek Adamlık' ve ‘Parti Devleti' heveslerinin seçmenden onay almaması için mücadele ettik. Ne milliyetçilik anlayışımız, ‘Millet Egemenliği'nin tek adamın iktidarına ciro edilmesine, ne de Ülkücülük anlayışımız, bedeli insan hak ve hürriyetleri olan bir toplumsal düzenin kurulmasına müsaade etmişti. Türk milliyetçiliğinin ve demokrasinin hangi değerleri varsa, onların bir tabuta yerleştirilmesine karşı mücadele edenlerin, o tabuta son çivinin çakılmasına karşı kayıtsız kalmaları da düşünülemez.

AYAKLAR ALTINA ALINAMAZ

Milletvekili adayı olarak huzuruna çıkıp oy istediğim zamanlarda, parti programı ve seçim beyannamelerindeki ilke ve görüşlere sadık kaldım; nihai bağlılığım ise Türk milliyetçiliği nedir ve halen bu sadakatin gereğini yerine getirme azim ve kararındayım. Ülke sorunlarının çözümünün, Milliyetçi Hareket Partisi'nin “Ülkücü” kimliği ve kurumsal iktidarıyla ilgili olduğuna hep inandım, halen de bu inancı taşımaktayım. Kendimi, MHP'nin tarihsel misyonunun hizmetinde görüyorum, görmeye de devam edeceğim. Ne var ki; Milliyetçi Hareket Partisi'nin mevcut yönetimi bu tarihsel misyona farklı ve paylaşmadığım bir yorum getirmiştir ve bu yorumun bir sonucu olarak da AK Parti Genel Başkanı'nı kendi cumhurbaşkanı adayları olarak ilan etmiştir. Sevdamın izdüşümü olan Üç Hilal'e vurduğum mührü –oradan kaldırıp da- o sevdayı çiğnemeye kastetmiş ayaklar önüne sermeye, benim vicdanım da elvermez, gücüm de yetmez; o mühür orada kalır. Türk milliyetçilerine, Türk milliyetçiliğinin iflah olmaz hasımlarına boyun eğmek yakışmaz! Türk milliyetçiliğinin, Türk varlığının güvencesi olduğuna inananlar, onu ayaklar altına almaya yeltenenlere Türklüğün bekasını emanet edemez. Millet aklı o milletin adını söylemekten imtina eden kişiyi işaret edemez! Kendi egemenliğini tek adama devreden iradeye Millî İrade denemez!