necatikavlak03 @ hotmail.com

Türkiye’nin sıcak gündemi 24 Haziran seçimi! Siyaset alev alev sıcak mı sıcak, tutabilene aşk olsun!

Siyasi parti liderleri, cumhurbaşkanı adayları; nefes nefese il il koşuşturuyor, miting düzenliyor. 

Seçmen heyecanlı;

Özellikle muhalefet in cumhurbaşkanı adaylarının mitingleri kıpır kıpır!

İktidarın başı, devletin bütün imkânlarını kullanarak, meydanları yevmiyeli kuru kalabalıkla yığınak yapsa da yığınlar tıpkı iktidar gibi  yorgun.

Yevmiye ile toplanan kalabalık, aldığı para kadar coşuyor.

Heyecan yok!

Nasıl olsun?

Muhterem, 16 yıldan beri iktidar!

Ülkenin geldiği, dayandığı yer; beka sorunu.

En verimli tarım alanı ya da tarla; ithalat.

 Mercimek, nohut, buğday, arpa; hatta sarı saman bile ithal!

Hani, Musa Eloğlu’nun;

Harmana sererler sarı samanı 
Hiç gitmiyor Emirdağ’ın dumanı 
Gel otur yanıma canım sevdiğim 
Ayrılık mı olur harman zamanı 

 Diye yanık yanık söylediği,  Emirdağ’ı Türküsüne konu olan sarı saman var ya o bile ithal!

Anadolu yayla, plato ve meralarında hayvancılık can çekişiyor.

Meralar hayvana, Türk milleti sağlıklı et yemeye hasret!

Adalet tatile çıktı, hukuk izinli; sokaklarda uzun namlulu silahlar kol geziyor.

İşsizlik diz boyu!

Ege Denizinde 18 adamıza Yunanistan çöreklendi,  topraklarımız işgal altında.

Döviz gemi azıya aldı, süvari At’a hâkim olamıyor, her geçen gün yükseklere doğru doludizgin koşuyor.

Ve millet suskun.

Ankaralı Turgut’un “Dili olan konuşuyor” sözü bitti dili olan suskun konuşamıyor. Kalemi köşesi olan,  yazmaya korkuyor.

 İktidar’ın diline bir fetö canavarı dolanmış, kim doğruyu söylerse, iktidara doğru yönü gösterse;  fetö ya da PKK canavarını salıyor üstüne.

Şayet, 24 Haziran seçimini parlamenter rejimi savunanlar kazanmazsa; işte o zaman yandı gülüm keten helva!

İşte o zaman aramızda Nazi rejimi Goering’in kurduğu gestapo ajanlarının dolaştığını görmek pekte şaşırtıcı olmayacak.

Türkiye,  Adolf Hitler’in rejimi ya da Sovyetler Birliği’nin Dağılmasından önceki rejimi ile tanışmaya ilk adımı atacak; adım adım ilerleyecek.

Elbette böylesine ilkel bir rejime: Atatürk’ün zeki diye tanımladığı Türk milletinin, rıza göstereceğine ihtimal veriyoruz.

Hatta Türk Gençliğinin:

“Ey Türk’ün büyük Ata’sı!

İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.” Cümleleriyle biten yeminini hatırlıyor ve Türkiye Cumhuriyetinin Atatürk’ün ifade etiği gibi ilelebet yaşayacağına yürekten inanıyoruz.

İnanıyoruz inanmasına da bir kere de biz hatırlatalım üstümüze düşen görevi yapalım istedik.

Ve son cümle!

 Şairlere ilham, güfte yazarlarına şarkı- türkü sözü olan sarı sananı ithal edenlerin; yeniden devlet yönetimine talip olmaları akıl karımı diye sormak milletin hakkı değil mi?

Oy kullanırken,  bu soruya mantıklı ve makul cevap bulmalı ve elimizi vicdanımıza koyarak, tercihimizi yapmalıyız.